Evde Sağlık Hizmetleri Yönetim Sistemi Evde Sağlık Hizmetleri Yönetim Sistemi

Haberler » 
 
TÜBERKÜLOZ (VEREM) HASTALIĞI

TÜBERKÜLOZ (VEREM) HASTALIĞI

Tüberküloz, Mycobacterium tuberculosis tarafından oluşturulan bulaşıcı bir hastalıktır. Tüberküloz hastası bir kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşması ile damlacık halinde havaya karışan basillerin solunum yolu ile sağlıklı bir insanın akciğerlerine ulaşması ile bulaşmaktadır. Sağlıklı kişinin basile maruziyet süresi bulaş için önemlidir. Çocuklar 8-9 yaşına kadar kuvvetli öksürükle balgam çıkartamadıkları için bulaştırıcı olmadıkları düşünülebilir. Yeme-içme, cinsel ilişki ve kan yoluyla bulaş olmaz. Basille karşılaşan kişilerin (=enfekte kişilerin) bir kısmında kısa sürede hastalık ortaya çıkarken, bir kısmında basiller hastalık yapmadan akciğerlerde yıllarca kalıp vücut direnci düştüğünde hastalık oluşturabilmektedirler. Hastalık gelişme riski basille karşılaşma sonrası ilk 2 yılda en fazladır. Basiller, çoğunlukla akciğerlerde hastalık oluşturmakla birlikte vücutta hematojen yolla yayılarak plevra, perikard, larenks, lenf bezleri, meninksler, böbrekler, gastrointestinal sistem, genitoüriner sistem, kemik-eklem gibi diğer pek çok organ ve sistemlerde de hastalık yapabilmektedir.

Hastalık inhalasyon ile bulaştığından hastayla aynı evde yaşayanlar, yakın temasta bulunanlar risk altındadır. Ayrıca; kontrolsüz diyabet, kronik böbrek hastalığı, kanser, AIDS, organ nakli gibi vücut direncini düşüren durumlar, ağır malnutrisyon ve düşük vücut ağırlığı, sigara-alkol kullanımı, uzun süreli immunsupresif tedavi kullanımı, düzenli tedavi almamış eski hastalar, basille son 2 yıl içinde karşılaşanlar, özellikle 5 yaş altı çocuklar ve yaşlılar hastalık riskinin arttığı diğer durumlardandır. Ancak basille karşılaşma sonrası çoğu hastada bu predispozan faktörler olmaksızın hastalık tablosu gelişebilmektedir.

Hastalığın erken teşhis ve etkin tedavisi korunmada en etkili yöntemdir. Hastanın özellikle bulaştırıcı olduğu dönemde maske kullanması ve bulunduğu ortamın güneş görmesi,  sık sık havalandırılması da gerekmektedir.

Tüberküloz sinsi bir hastalıktır. Belirtiler genellikle hafif başlar ve yavaş ilerler. Bununla birlikte çoğu hasta şikayetlerini sigara ya da başka bir nedene bağladığından hekim başvurusu ve dolayısıyla tanı gecikir, hasta etrafına basil bulaştırmaya devam eder. Hekimlerin aktif tüberküloz ile çok sık karşılaşmaması sonucu ayırıcı tanıda akla getirilmemesi de tanıyı geciktiren bir diğer nedendir. Sık görülen yakınmalar; 3 haftadan uzun süren öksürük, balgam, hemoptizi, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, çocuklarda tartı alamama, halsizlik, iştahsızlıktır. Akciğer dışı tüberkülozda tutulan bölgeye göre belirtiler eklenebilir.

Kesin tanı başta balgam olmak üzere infekte materyalin tüberküloz kültüründe üretilmesi ile konulur. Tüberküloz düşündüren semptomlar ve temas öyküsü tanıda önemlidir. Akciğer, plevra, larenks ve miliyer tüberkülozda 3 gün sabah ilk çıkarılan balgamın incelenmesi (yayma, kültür ve ilaç duyarlılık testi ile) önerilir. Balgam çıkaramayanlarda indükte balgam ya da açlık mide suyu 3 gün incelenmelidir. Bu yolla da örnek alınamazsa bronkoskopik lavaj yapılabilir. Akciğer filmleri ve tüberkülin deri testi (TDT, PPD) tanıda kullanılan diğer yardımcı testlerdir. PPD, aktif hastalık ya da inaktif enfeksiyon ayrımını yapamaz. PPD pozitifliği, kişinin tüberküloz basili ile karşılaştığını gösterir, hasta olduğu anlamına gelmemektedir. Tüberküloz hastalığının tanı, tedavi ve takibi Verem Savaş Dispanserleri’nde ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Tüberküloz bildirimi zorunlu A grubu bir hastalıktır. Bildirim hastaların dispansere kaydı, şüpheli olgularda tanının kesinleştirilmesi, tanı alanlarda tedavinin başlanması, devamlılığı ve tamamlanması, temaslıların belirlenmesi ve muayenesi, ayrıca sürveyans çalışmaları için önemlidir. Bildirimde Form 014-Bulaşıcı Hastalıklar Bildirim Formu kullanılır. Başhekimlikçe belirlenmiş bildirim görevlisi tarafından bildirim yapılması gerekenler; poliklinikte tanı alanlar, serviste tedavi başlananlar, yayma ya da kültür pozitifliği, patolojisinde granülomatöz iltihap saptananlar, eczaneden tüberküloz ilacı verilenlerdir.

Tedavide birden fazla ilaç düzenli bir şekilde, uygun doz ve kombinasyonlarda ve yeterli süre kullanılmalıdır. Kullanılan birinci grup ilaçlar; İzoniazid (INH), Rifampisin, Etambutol, Pirazinamid, Streptomisin’dir. Tedavi süresi en az 6 ay olup tedaviye direnç gelişebilmektedir. Hasta ve yakınları bilgilendirilmeli, hastalık bildirimi yapılmalıdır. Günlük ilaçların hepsi bir defada, tercihen aç karnına verilmelidir. Tedaviye tanı konan merkezde hekim tarafından başlanır. İlaçlar bu konuda eğitimli kişilerce her gün gözetim altında içirilir ve buna Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) denmektedir. DGT sayesinde tedavi uyumu artmakta, ilaç direnci azalmakta, iyileşme hızlanmakta, bulaştırıcılık süresi kısalmakta, ayrıca oluşabilecek tedavi yan etkileri erken dönemde fark edilebilmektedir. Takipte klinik, radyolojik ve bakteriyolojik olarak tedavi yanıtı izlenir.

Tüberküloz düzenli ilaç tedavisi ile tamamen iyileşebilen bir hastalıktır. Ancak ilaçların düzensiz kullanımı direnç gelişimine neden olmaktadır. INH ve rifampisine dirençli tüberküloz çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİDT) olarak tanımlanmaktadır. Yanlış ilaç, eksik ilaç, düzensiz ya da yetersiz ilaç kullanımının neden olduğu ilaca dirençli tüberküloz, yan etkileri daha fazla ve pahalı ilaçlarla en az 2 yıllık bir tedavi süreci gerektirmektedir. Ağır vakalarda cerrahi rezeksiyon gerekebilir.

Çok sık görülmemekle birlikte ilaçlara bağlı; döküntü, kaşıntı, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı, eklem ağrısı, parmaklarda-ağız çevresinde uyuşma, bulanık görme, kulakta çınlama, işitme kaybı, daha nadiren kanamaya eğilim, sarılık, böbrek yetmezliği görülebilmektedir. Olası yan etkileri değerlendirebilmek adına tedavi başlangıcında KCFT, serum kreatinini, trombosit sayımı, görme keskinliği bakılmalıdır. Tedavide kullanılan rifampisin vücut sıvılarını turuncuya boyayabilir, ilacın kesilmesini gerektirmez. Ayrıca rifampisin oral kontraseptiflerin etkinliğini azaltabileceğinden farklı bir doğum kontrol yöntemi kullanılmalıdır. Doğurgan çağdaki hasta kadınlara tedavi süresince gebelikten korunmaları önerilir.

Hamilelik ve emzirme döneminde saptanan tüberküloz vakaları tedavi edilmelidir. INH, etambutol ve rifampisin güvenle kullanılabilir. Annenin kullanmakta olduğu tedavi bebek için koruyucu değildir. Gebelikte anneden bebeğe kan yoluyla tüberküloz geçebileceği gibi, üreme kanalında tüberkülozu olan bir annenin bebeği basili doğum sırasında buradan da alabilir. Doğum sonrası bebek tüberküloz açısından değerlendirilmeli, hastalık tanısı alırsa tedavi başlanmalı, tanı almazsa koruyucu tedavi verilmelidir. Emziren annede hastalık tespit edildiğinde anneye tedavi başlanmalı, sosyoekonomik koşullar uygunsa bebek en az 2 hafta anneden ayrı tutulmalıdır, bu dönemde bebek anneden sağılan süt ile beslenebilir.

İlaç direnci gelişen, tedaviye uyumsuz ve genel durumu bozuk hastalar, tedaviye yanıt alınamayanlar, meningeal veya miliyer tüberkülozu olanlar, şiddetli hemoptizisi olanlar, komorbiditesi (kontrolsüz diyabeti, böbrek-karaciğer hastalığı gibi) olanlar, ilaç yan etkisi gelişen vakalar, bakıma muhtaç hastalar, tanısının kesinleştirilmesi gereken şüpheli olgular yatırılarak tedavi edilmelidir.

Akciğerde kavite oluşumu, larinks tüberkülozu ve/veya öksürük sıklığının fazla olduğu durumlarda bulaştırıcılık daha yüksek olmakla birlikte etkin tedavi ile basil sayısı hızla azalmakta ve genellikle 15 gün düzenli ilaç kullanımı sonrası bulaştırıcılığın kalmadığı kabul edilmektedir. Bu süreçte hastanın toplumdan uzak olması uygundur. Genel durumu iyi olan, yatış gerektirmeyen hastalar bulaştırıcılık kalktıktan sonra (balgamda basil negatifleşince) düzenli tedaviye devam etmek koşuluyla eğitim, iş ve sosyal etkinliklerine geri dönebilirler.

Tüberküloz profilaksisi için iki metod kullanılmaktadır: Bacille Calmette-Guerin (BCG) ile aşılama ve latent enfeksiyon için INH tedavisi. Hasta ile aynı evde yaşayan, yakın teması bulunan kişilere mutlaka temaslı muayenesi yapılmalı, kontroller tekrarlanmalı, gerekli görülürse (PPD pozitifleşmesi, radyolojik pozitif bulgu, temaslı çocuklar) koruyucu tedavi başlanmalıdır. Genellikle INH 6-12 ay süreyle kullanılır. BCG’nin aksine, INH’nin infekte olgularda (PPD pozitif) hastalık gelişimini önleyici özellik taşıdığı gösterilmiştir. Düzenli koruyucu tedavi ile enfekte kişilerde hastalık gelişimi %60-90 oranında önlenir. PPD sonucu ne olursa olsun temaslı çocuklar mutlaka koruyucu tedavi almalıdır.

BCG, enfekte olmamış (PPD negatif) popülasyona uygulanır ve PPD’yi pozitifleştirerek tüberkülin deri testinin tanısal değerini sınırlar. Aşılılarda 15mm, aşısızlarda 10mm, immunsupresyon durumunda 5mm endurasyon PPD pozitifliğini gösterir. BCG aşısı özellikle yeni enfeksiyon hızının yüksek olduğu bölgelerde daha yararlıdır. BCG, çocuklarda daha sık görülen ve daha ağır seyreden meningeal ve miliyer tüberküloz gibi ağır tablolardan korumakta, dolayısıyla tüberkülozdan ölümleri azaltmaktadır. BCG aşısı olan bir kişi tüberküloz geçirebilir.

 

Tüberküloz; önlenebilen, tedavi edilebilen, kişi ve toplum sağlığı açısından önemli bir hastalıktır. Tüberküloz hastası ile teması olanlar, ceza ve tutukevlerinde kalanlar, sağlık çalışanları, immunsupresif hastalığı olan ya da immun supresif ilaç kullananlar tüberküloz taramasının önerildiği riskli gruplardır. Taramalar verem savaşı il koordinatörü ve il sağlık müdürlüğü tarafından en az yılda bir kez olacak şekilde planlanıp uygulanır. 

 
ANKET
Hangi sıklıkla check-up yaptırıyorsunuz?
       
Yaptırmıyorum
Yılda bir
3 ayda bir
Ayda bir
İSTATİSTİK
Sitede : 8 kişi
Toplam : 1415672 ziyaretçi
Bugün : 310 ziyaretçi
Dün : 576 ziyaretçi
HAVA DURUMU
TAKVİM
"Van için ben de varım"

Adres: Dr Dilaver Yıldırım caddesi 61500 Tonya/Trabzon Telefon : 0(462) 881 30 38 (santral) Fax: 0(462) 881 39 07
© TONYA DEVLET HASTANESİ Web Uygulama: Akgün Yazılım