|
Yazar Administrator
|
|
Thursday, 26 April 2007 |
Bir gecenin karanlığı kadar siyahtı Ve gece olmalıydı ki yıldızlar vardı. Amansız bir rüzgâr ruhumu ikiye bölerken, Bilmem ne kadar uzaktaydı ama hep vardı.
Bir sürgün şehri uzaklarda, Kararsın gökyüzü, insin üstüme, Giysin kefenini dağlar ve örtsün sis dört bir yanı. Gidiyorum ben. Öyle durma karşımda çelimsiz,Öyle bakma ne olur.Sürgünüm ben sana. Koca şehir kalk, bağır, Yüksel karşımda ne olur. Dayanmam için karanlığaVe geride kalanların bağırlarında bir taş gibi, Dur gitmeleri bıraktım senin için. Öyle durma karşımda çelimsiz, Öyle bakma ne olur. Sürgünüm sana,Cennet olsan ne ki. Mecbursam kalmaya, Yardan ayrıysamVe takılıyorsa her yemekte koca bir düğüm boğazıma, Anla artık ben sürgünüm sana. Ben kimim burada, Neyim sorma. Padişah olmuşum kaç yazar. Bir sürgün, Bir kelepçe, Bir emir ne ki? Ben koca şehirde bir adam,Omuzlarım yükünle ağırlaşmış, Her gece bir beyaz daha eklerken saçıma,Hep bir yanım karanlık, Hep bir yanım ağlar Bakacağım uzaklara. Odamda küçülürüm,Saatler yılı vurur bakarım dağlara. Acım volkan olur özlerim. Uzaklarda beni bekleyen kadın,Bir gün döneceğim. Belki daha yaşlı, Belki daha yorgun. Gözlerimde yokluğundan kalma bir damla yaş Ve yüzümdeGittiğim günden yadigâr bir hüzünle Karşına dikilip Yıkamadılar diye haykıracağım.
S.BULUT |
|
Son Güncelleme ( Monday, 09 July 2007 )
|